Anna Freud ve Ego Savunma Mekanizmaları

Anna Freud ve Ego Savunma Mekanizmaları

 

Bugünkü yazımızda Anna Freud’un hayatını ve babasının geliştirdiği teoriye yaptığı desteklerden bahsedeceğiz. Psikanalizin babası olarak kabul edilen Sigmund Freud aslında bir nörologdur ve klinik çalışmaları sonucunda “Psikanaliz” adı verilen bir tedavi tekniği geliştirmiştir. Freud,” insanın farkında olmadığı ve aslında davranışlarını yönlendiren bir bilinçaltı olduğunu söyleyerek insanın akıl ve mantıktan oluşmadığının altını çizmiştir.” Kendi gibi psikanalist olan kızı Anna Freud’da babasının bu teorisini desteklemiş ve onun izinden gitmiştir. Hatta Freud “Psikanaliz” tekniğini Anna Freud’un doğdu yıllarda bulmuş ve geliştirmiştir. Babasına çok düşkün olmasıyla tanınan Anna Freud’da babasının izini takip etmiş ve tüm eğitimini babasından almıştır. Psikanaliz çalışmalarına ilk kez babasının yaptığı Çarşamba toplantılarında raportörlük yaparak başlamıştır. Babasına olan aşırı düşkünlüğü, babasıyla olan ilişkileri ve gördüğü rüyalar neticesinde Sigmund Freud’un kızı üzerinde incelemeler yapması o dönemde çok ciddi eleştiriler almasına yol açmıştır. Bu analizler yaklaşık olarak 4 yıl sürmüş ve bu 4 yılda haftanın 6 günü yapılmıştır.

Anna Freud ise ilk psikanaliz çalışmalarına 1924 yılında Viyanada başlamış ve ilk raporlarını “Viyana Psikanaliz Topluluğu”’na sunmuştur. “Fantezi ve Hayalleri Yenmek” isimli raporunda ismini vermediği bir vakanın öyküsü anlatmış ve aldığı olumlu yorumlar sayesinde psikanaliz topluluğuna katılmaya hak kazanmıştır. Herkes tarafından bilinen bir gerçek var ki o da; Anna Freud’un raporunda bahsettiği duygular aslında kendi iç dünyasındaki fantezilerden ibarettir. Bu öyküde dikkat çeken nokta ise, ensest baba-kız aşk ilişkisi hayallerini ve bunları nasıl yenilebileceğini açıklamasıdır. Anna Freud, uzun süren çalışmaları 1925-1928 yılları arasında Viyana Psikanaliz Derneği başkanlığını yaparak sürdürmüştür. Bununla birlikte Anna Freud psikanalize büyük katkılarda bulunmuş ve ilk kült eseri denilebilecek “Ego ve Savunma Mekanizmaları”nı 1936 yılında yayımlayarak psikanalatik litaratüre çok büyük katkılar sağlamıştır. 1938’li yıllarda baş gösteren Nazi faşizmiyle karşılaşan Anna Freud, babasıyla birlikte Londra’ya yerleşme kararı almıştır. Burada bir yandan hasta olan babasıyla ilgilenen Anna Freud diğer yandan da savaştan olumsuz etkilenen çocuklarla ilgilenmiştir.

1947 yılında çalışmaya başladığı Hampstead Çocuk Terapisi Kliniği’nde hayarının sonuna kadar çalışmalarına devam etmiştir. Anna Freud’un psikanalize en büyük katkısı katkısı, “ego’nun savunma mekanizmalarını” tam olarak açıklamasıdır. Bu çalışmaları daha sonraları çocukların analizinde büyük katkılar sağlamış ve psikanaliz alanında birçok kitap ve makale yazarak babasının tekniğini geliştirerek tüm dünyaya yaymıştır. Anna Freud’un en çok üzerinde durduğu Ego Savunma Mekanizmalarını şöyle özetlemek mümkündür.

Anna Freud’un Ego Savunma Mekanizmaları

1.Bastırma: Kişilere rahatsızlık veren, istenmeyen duygu ve düşüncelerin bilinçdışına atılarak unutması ve yok saymasıdır.

2. Yadsıma: (inkar etme): Kişilerin istemediği, onlara rahatsızlık veren olay veya durumları yokmuş gibi davranması ve görmezden gelmesidir.

3. Mantığa büründürme (bahane bulma, rasyonalizasyon):Kişilerin, çoğunlukla kişisel yetersizliklerinden kaynaklanan bir durum nedeniyle, gerçekleştiremediği istek ve hedeflerini, doğru gibi görünen fakat doğru olmayan sebepler üreterek mazur göstermeye çalışmasıdır.

4. Pollyannacılık: Kişilerin, yaşadığı olumsuzlukları ve gerçekçi olumlu olayları görebilmeye ve iyimser bir şekilde algılamaya çalışmasıdır.

5. Yansıtma: Psikolojide yansıtma bireyin kendinde bulunan eksikliklerini, hatalarını, başkalarında görmesi ve bu kusurları başkalarında atfetmesidir.

6. Ödünleme (Telafi Etme ): Kişiler, eksik gördüğü bir alandaki durumu, aynı ya da başka bir alanda üstün başarı göstererek gizlemeye veya yokmuş gibi göstermeye çalışmasıdır.

7. Karşıt Tepki Geliştirme (Tersi davranış yapma):Kişilerin düşündüğünün tam tersini söylemesi ya da yapmak istediğinin tam tersini yapmasıdır.

8. Yüceltme: Kişilerin, toplum tarafından kabul görmeyen istek ve içgüdülerini, kabul edilebilir, beğenilen alanlara yönelterek yaşamaya çalışmasıdır

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir