Hava Kirliliği Nedir? Kirlilik Çeşitleri Nelerdir?

Hava Kirliliği Nedir?

Hava Kirliliği Nedir, Sebepleri Nelerdir

Hava Kirliliği Nedir, Sebepleri Nelerdir

Dünya üzerinde yaşayan canlıların yaşadıkları süre içinde ilişkilerini sürdürdükleri diş ortama çevre denir. Bu ortam diğer bir deyişle eko sistem olarak adlandırılır. Üzerinde yaşadığımız Dünya’nın ülkesel sınırları çevre için yoktur. Bulunduğumuz ortamda yaptığımız bir çevresel kirlilik dünyanın başka bir bölgesini etkileyebilmektedir.

Unutmayalım ki ağlayan bir çocuğun gözyaşları buharlaşıp dünyanın başka bölgelerine su döngüsü ile yağış olarak düşebilir. İnsanların yoğun olarak bulundukları bölgelerde doğal tahribat daha hızlı gerçekleşmektedir.

 

İnsan nüfusunun hızlı bir şekilde artması, plansız şehirleşme ve sanayileşme, verimi arttırmak için kullanılan tarım ilaçları, yapay gübre ve deterjan gibi kimyasallar çevre sorunlarını doğurmuştur.Hava, su, toprak çevrenin fiziksel unsurlarını; mikroorganizmalar, bitkiler, hayvanlar da biyolojik un-surlarını oluşturur. Canlı ve cansız çevre etmenleri birbiriyle sıkı bir ilişki içindedir. Biri olmadan bir diğeri düşünülemez ve hepsi birlikte eko sistemi oluşturur. Açık olan eko sistemde enerji ve besin alış verişi süreklidir. Dünya coğrafyasının değişmesi, küresel iklim değişikliği, erozyon, su ve enerji kıtlığı , biyolojik çeşitliliğinin azalması çevrenin yapı ve işleyişini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, arıtma tesislerinin ve geri dönüşüm alanlarının kurulmaması çevresel tehlikeyi hızlandırmıştır. Yapılan araştırmalarda dünyamızdaki kirliliğin büyük kısmının son 40 yılda olduğu ortaya koyulmuştur.

Hava Kirliliği:

Hava kirliliği, havadaki yabancı maddelerin normalin üzerine çıkmasıdır. Yani havada katı, sıvı ve gaz şeklin-deki yabancı maddelerin canlı sağlığına, canlı hayatına ve doğal dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve sürede atmosferde bulunmasıdır. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirlenerek yeryüzündeki canlı hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Hava kirliliğini kaynaklarına göre üçe ayırabiliriz:

1. Isınmadan kaynaklanan hava kirliliği Ülkemizde özellikle ısınma amaçlı, düşük kalorili ve kükürt oranı yüksek kömürlerin yaygın olarak kullanılması ve yanlış yakma tekniklerinin uygulanması hava kirliliğine yol açmaktadır.

2. Motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği Sayısı hızla artan motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazlar!, hava kirliliğinde önemli bir faktördür.

3. Sanayiden kaynaklanan hava kirliliği Sanayi tesislerinin kuruluşunda yanlış yer seçimi, çevre korunması açısından gerekli tedbirlerin alınmaması (örneğin baca filtresi, arıtma tesisi olmaması gibi uygun teknolojilerin kullanılmaması), kalitesiz kükürtlü yakıtların kullanılması hava kirliliğine sebep olan etkenlerin başında gelmektedir.

Hava Kirliliği

Hava kirliliği sonucunda bitkiler ve hayvanlar zarar görür. Örneğin insanda kronik bronşit, nefes darlığı, akciğer dokularında tahribat oluşabilir. Yeşil alanlarda fotosentez oranını düşürüp bitki büyümesinin engellenmesine neden olmaktadır. Ayrıca bu kirlilik sonucunda ozon tabakası incelemektedir. Ozon tabakası Dünyayı saran tabakadır. Atmosferin yapısında %78 azot (N), 0/0 21 oksijen (02) ve %1 de karbondioksit (CO2) ve argon (Ar) gibi gazlar bulunur. Ozon tabakası atmosferi dıştan örterek Güneşten gelen ultraviyole ışınlarının büyük kısmını filtreler ve bunların Dünya’ya ulaşmasını engeller. Klorofloro karbon (CFC) gibi bazı kimyasal maddeler ozon tabakasının incelmesine neden olur. Klorofforo karbonlar klimalarda, buz dolaplarında ve deodorantlar’da kullanılmaktadır.

Su Kirliliği

Su Kirliliği Sanayilerin, nüfusun, şehirleşmenin hızlı bir şekilde artması ve tarımda kullanılan kimyasal delerin toprağa karışması ile su kaynakları kimyasal ve bakteriyolojik olarak hızla kireniştir. Su kirliliği hem suda yaşayan canlıları hem de eko sistemi etkiler. Hava ve toprak kirliliği de suya aktarılır.
Su kirliliği sonucunda balık olumlulu gerçekleşir.
Yeryüzünde bir damla su bile yok olmaz. Su, döngü ile yeryüzünün başka bölgelerine yağış olarak iner. Susuz bir hayat kesinlikle düşünülemez. Endüstriyel ve evsel atıkların sulara boşaltılması ile sular kirlenir. Kirleten sularda bulunan organik atıkların parçalanmasıyla da mikroorganizmalar artar. Sudaki oksijen azalır ve hidrojen sülfür (H2S) oluşur. Bulaşıcı hastalıklar yaygınlaşır. Ayrıca azot, fosfor bileşikler suya geçince su bit kileri ve bazı algılar çoğalır. Alg patlaması denilen bu olay ötrofikas yon olarak adlandırılır. Sudaki oksijen azalır ve suda kirlilik oluşur. Dünyadaki kirliliğin en büyük sebeplerinden biri de petrol ürünleridir. Kimyasallar canlı türlerini yok etmekte ve tür çeşitliliğini azaltmaktadır.

Toprak kirliliği

toprağın kimyasal madde ve atıklarla kirlenmesidir. Havayı ve suyu kirleten etkenler toprağın da kirlenmesine neden olur. Asit yağmurları, hızlı nüfus artışı, çöp yığınları, kirli sulama suları, kimyasal gübreler, uçucu küller, radyoaktif maddeler, sanayi atıkları ve ağır metaller toprak kirliliğine neden olur. Ormanların da yok edilmesi bu kirliliği hızlandırır. Karasal eko sistemin önemli bir parçasını oluşturan toprak, tüm organizmalar için hayati önem taşır, Toprak kirlenince zehirli maddeler bitkilere ve diğer canlılara da geçer. Vücut tarafından kullanılma. yan bu maddeler birikerek kanser gibi tehlikeli hastalıklara yol açar. Toprak kirliliğini engellemek için yerleşim alanları ve sanayi tesisleri verimli topraklar üzerine kurul-mamalı, evsel atıklar imha edilmeli veya geri dönüşüm sağlanmalıdır. Toprağı yanlış işleme ve sulama toprağın çoraklaşmasına neden olur. Ormanlık alanlar çoğaltılmalı ve erozyon önlenmelidir. Erozyon Erozyon, rüzgar ve sularla toprağın aşınmasıdır. Bitki örtüsü yok olduğun-da milyonlarca ton toprak sularla yok olup baraj ve denizlere akmaktadır. Toprak kaybı ile aynı zamanda mineral, organik madde ve su da kaybedilir. Yanlış arazi kullanımı, bilinçsiz ve plansız şehirleşme erozyonu tetikler, erozyon sonucunda verimsiz topraklar ve çölleşme oluşur. Erozyonu önlemek için orman alanları korunmalı, bilinçli tarım yapılmalıdır. Ayrıca şehirleşme planlı yapılmalı, ağaçlandırmaya ve bitki örtüsünün korunmasına da önem verilmelidir.

Besin Kirliliği

Besin Kirliliği Sağlıklı (güvenilir) besin; mikroorganizmalar-dan arınmış, fiziksel, kimyasal olarak bozulmamış besindir. Kirlenme fiziksel, kimyasal veya biyolojik olabilir. Fiziksel kirlenmeye metal parçaları, kıl, tırnak, iplik, sigara külü gibi faktörler; kimyasal kirlenmeye ise besinlerin saklandığı metal kaplar, deterjanlar, tarım ilaçları, plastikler neden olabilir. Biyolojik kirlenmeye ise mikroorganizmalar neden olabilir . Bu mikroorganizmalar küf, mantar, parazit, bakteri ve virüs olabilir, Besin kirliliğin’ önlemek için kişisel temizlik kurallarına uyulmalı, kullanılan araç ve malzemelerin temizliğine dikkat edilmelidir

Radyoaktif Kirliliği

Radyoaktif Kirlilik Radyoaktif kelimesi, yayma anlamına gelen “radyo” ile devamlı anlamına gelen “aktif” kelimelerinin bir arasız atomlar etrafına çeşitli ışımalar yaparak kararı hale geçmeye çalışır. araya gelmesinden oluşur. K  Devamlı ışıma gerçekleştiği için kalıcı bir kirlilik oluşur. Bunu yaparken yayılan ışınlara radyasyon denir. Nükleer enerji santralleri ve nükleer silah tesisleri başlıca radyoaktif kirlilik yaratan kaynaklardır. verir. Radyasyonlu hayvansal Uranyum gibi elementler yaydıkları ışınlarla su, toprak ve canlılara canlılara taşınır. ürünler besin zinciri ile artarak insana ve diğer Radyoaktif ışınlar insan vücudundan ve birçok maddenin içinden geçebilir. Sadece toprak, kaya ve kurşunun içinden geçemez. Bu yüzden herhangi bir nükleer patlamada yer altına ve mağaralara sığınmak gerekir. Radyoaktif maddeler vücutla temas ettiğinde hücreler mutasyona ve kansere neden olur.

Başlıca radyoaktif özellik gösteren maddeler uranyum (U), toryum (Th) gibi maddelerdir. Bunların kullanıldığı nükleer enerji santralleri ve silah fabrikaları canlılar için tehlikelidir. Termik santrallerden elde edilen enerji yetersiz kalınca insanlar nükleer santralleri faaliyete geçirmiştir. Nükleer santraller çok büyük enerji kaynağıdır fakat bu santrallerin barındırdığı tehlikelere karşı güvenlik önlemleri mutlaka alın-malıdır. Radyoaktif kirliliğin olabileceği yerlerde Resim 3.18’deki dikkat işaretinin konulması zorunludur. 1986’da Ukrayna’da meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali kazasında radyoaktif maddeler toprağa ve suya karışmış hatta bulutlar sayesinde başka ülkeleri de etkilemiştir. Bu kazadan Karadeniz Bölgesi de olumsuz etkilenmiştir. Nükleer silah denemeleri gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerin vazgeçemediği bir olaydır. Bu denemelerden oluşan toz bulutları atmosfere yerleşir ve radyoaktif yağışlarla yeryüzünü kirletir.
Teknolojinin gelişmesiyle üretilen elektronik cihazlar radyoaktif kirlilik oluşturur. Teknoloji geliştikçe yaşam kalitemiz artmış gibi görünse de teknolojik cihazlar canlılar üzerinde kalıcı hasarlara yol açmaktadır. Radyoaktif maddelerden korunmak için nükleer atıklar güvenli depolanmalı, nükleer santrallerde gerekli önlemler alınmalı, nükleer silah denemeleri engellenmeli, hastane gibi iş yerlerinde özel koruyucu elbiseler kullanılmalı, Güneş’in zararlı ışınlarının Dünya’ya gelmesini önleyen ozon taba-kası korunmalıdır.

Gürültü Kirliliği

Güncel Çevre Sorunları g. Gürültü Kirliliği İnsanlar üzerinde olumsuz etki yaratan, bir anlam ifade etmeyen ve istenmeyen nir. Ses ve gürültü ayrımı kişiden kişiye değişebilir. Örneğin sizin dinlediğiniz bir müzik seslere gürültü de-başka birisi için gürültü olabilir İnsan vücudu ani seslere karşı otomatik olarak tepki gösterir. Sesin şiddeti desibel (dB) ile ölçülür.
Avrupa Birliği standartlarına göre gürültü seviyesinin 60 dB’den az olması gerekmektedir. Bunun üzerindeki seviye psikolojik rahatsızlık verebilir, huzur bozabilir ve çok artarsa fizyolojik bozukluğa ne-den olabilir. Örneğin 120 clink sesler kalıcı kulak hasarlarına yol açabilir. Sanayi, hava yolları, trafik, kullanılan ev aletleri vb. gürültü kirliliğine neden olan başlıca etkenlerdir. Gürültü kirliliği; stres, uyku düzeninin bozulması, kolesterol, kas gerilmesi, iklimler, dikkat dağınık-lığı, sinirlilik, yüksek tansiyon, solunum-dolaşım bozukluğu ve işitme kaybı gibi olumsuz durumlara da neden olabilir. Ses kirliliğini önlemek için binalarda ses yalıtımı sağlanmalı, iş yerlerinde gürültü seviyesi en aza indirilmeli, toplu taşıma araçları kullanılmalı, gereksiz korna çalınmamalı, sanayi tesisleri şehir dışına kurulmalı, taşıtlara egzoz susturucusu takılmalıdır.

Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir