Uyuşturucu Maddenin Zararları Nelerdir?

Uyuşturucu Maddenin Zararları Nelerdir?

Bazı kimyasal maddelerin tarihten bu yana insanların sağlığını etkilediği bilinmektedir. Son yıllar-da insanların en önemli sorunlarından biri de sağlığa pek çok zararı olan uyuşturucu madde bağımlılığıdır. Zararları bilindiği halde giderek daha fazla tüketme gereksinimi hissettiren, bırakıldığında ruhsal ya da fiziksel yoksunluk belirtilerine neden olan ilaç veya maddelere “uyuşturucu madde” denir. Uyuşturucu maddeler en büyük zararı merkezi sinir sistemine verir. Bu nedenle kişi dengesizleşir, normal davranışlardan uzaklaşır. Kimyasal yapılarından dolayı uyuşturucu maddeler merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkiler. Bunun sonucunda uyarıcı, hayal görücüdür vb. etkiler görülür. Uyuşturucu niteliğindeki bazı ilaçlar tıpta uyutmak, sakinleştirerek rahatlatmak ve ağrılarını gidermek amacıyla kullanılır. Bu ilaçların (morfin, antidepresan vb.) tedavi amacı dışında aşırı ve yanlış olarak kullanılması direnç artımı (tolerans)na yol açarak bağımlılık riskini yükseltir. ilacın böyle kullanılması, amaç dışı kullanım olarak adlandırılır. Amaç dışı kullanımın engellenmesi için ağrılarını kesiciler dahil hiçbir ilaç hekim önerisi ve kontrolü olmadan kullanılmamalıdır. Bu amaçla ilaçların üretimi, satışı ve tüketilmesi Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmektedir. Uyuşturucu maddeler çeşitlerine ve kimyasal yapılarına göre kişide farklı etkiler gösterir. Uyuşturucu maddeler kişide; dinlenememe, bulanık görme, baş dönmesi, iştah kaybı, uyku bozukluğu, hayal görme, uyuşukluk, ruhsal çöküntü, endişe, panik, bilinç kaybı, baş ağrısı, yorgunluk gibi etkiler gösterir. Madde bağımlısı olma durumu

Kişisel Özellikler:

çevre faktörü ve uyuşturucunun özelliklerine göre farklılık gösterir. Kişisel özellikler: Uyuşturucu madde bağımlılığı genellikle kimlik sorunlarının yaşandığı genç-lik yıllarında ortaya çıkar. Gençlerin bu dönemde aileden bağımsız olmaya ve bireyselleşmeye yönelmeleri onlarda duygusal çalkantılara neden olabilir. Bundan dolayı gençler uyuşturucu madde bağımlılığı konusunda risk altındadırlar. Kişisel nitelikler de bağımlılığa neden olabilecek etkenlerdendir. Sorumluluklardan uzak durma, macera arama, amaç sızdıktan kaynaklanan boşluk duygusu, başarısızlık ve özenti gibi bireysel nitelikler kişiyi uyuşturucu madde kullanmaya yöneltebilir.

Çevre faktörü:

Yanlış arkadaşlıklar, bozuk aile yapısı, toplumsal ilişkilerdeki kopukluklar gibi çevreden kaynaklanan sorunlar bireyin uyuşturucu madde kullanmasına neden olabilir. Zararlı alışkanlıkların benimsendiği gruplara dahil olmak, arkadaşlar arasında kabul görmek gibi özentiler uyuşturucu madde kullanımını yaygınlaştırmaktadır. Uyuşturucu ticareti yaparak kazanç sağlayan kişi ve örgütler, kolay Aile içi tartışmalar madde bağımlılığına neden ulaşabilecekleri kişilerin olduğu çevre olabilirler’deki bireyleri bağımlı hale getirerek kendi isteklerini yaptırmaya zorlamaktadırlar, Bu maddeleri temin etme, satma, alıcı bulma amacıyla özellikle üniversite ve lise gençlerini hedef kitle olarak kullanırlar.

Uyuşturucu maddenin yapısal özellikleri:

Uyuşturucu maddeler merkezi sinir sistemini etkileyerek fizyolojik ve psikolojik bağımlılığa neden olur. Bunların büyük bir kısmının kullanıcıya geçici bir keyif verme gibi yanıltıcı özelliği vardır. Uyuşturucu maddelerin bir kez kullanımı bile bağımlılığa yol uyuşturucu niteliğindeki ilaçların aşırı ve yanlış kullanımı da bıreyde açabilir. Tedavi amacıyla verilen tolerans geliştirerek bağımlılık yaratır. Uyuşturucu bağımlılığı alışma, doyma ve düşkünlük dönemlerinden oluşan üç aşamada incelenir:

Alışma dönemi:

Hasta, hekim kontrolünde tedavi amacıyla aldığı uyuşturucu niteliğindeki ilaç-ı sürdürebilir. Bu durum bireye keyif ve rahatlama duygusal tedavi bittikten sonra da kullanmayı verir. Bağımlı, uyuşturucuyu istediğinde bırakacağına inanarak bu konuda yapılan uyarıları dikkate Bağımlı, bu dönemde fazla para harcama, unutkanlık, durgunluk, ani neşelenme ve hüzünlen almaz. dalgınlık gibi davranışlar sergiler. Alışma döneminde bağımlının vücudunda kalıcı hasarlara rastlanmaz. Bu nedenle tanı ve tedavi için en uygun aşamadır. Doyma dönemi: Bağımlı, bu dönemde uyuşturucu olmadan günlük yaşamını sürdürmekte zorlanır. Uyuşturucu bulup kullanma zorunluluğu hisseder. Çünkü artık yoksunluk belirtileri başlar. Maddeyi bırakma konusunda kendine güveni azalır. arkadaşlık ve aile ilişkileri bozulur.uyuşturucuya gereksinim duyar, Karaciğer, kalp ve sindirim sisteminde hasarlar başlar. zihinso fonksiyonlarda bozulma görülür. Bağımlı, bu aşamada hastanede tedaviye alınmalıdır. Düşkünlük dönemi: Bağımlı bu dönemde ruhsal ve sosyal yönden ciddi sorunlar yaşar. Sağlığı da bozulduğundan vücut direnci düşer ve kalıcı hasarlar görülür. Bu aşamadaki bağımlılarda Hepatit B ve AIDS (Acquired Immıne Deficiency Syndrome Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) gibi enfeksiyon hastalıkları aynı enjektörü kullanmaktan ötürü sıklıkla görülür. Bireyde suça eğilim artar. Tolerans gelişmesinden dolayı kullanılan uyuşturucu maddenin dozu sürekli artar. Bu da bağımlınin beyninde ciddi hasara neden olur. Aşırı dozda uyuşturucu alan kişide huzursuzluk, sesli ve ışıklı uyarıcılara karşı aşırı tepki görülür. Terleme, bulantı ve kas kramplar’ meydana gelir, İdrar ve dışkı kontrolü kaybolur. Solunum düzensizleşir. Kalp atımı ve kan basıncı düşer. Titreme, baygınlık, zehirlenme, koma ve ölüm görülür. Öncelikle gençlerin ve toplumun tüm bireylerinin uyuşturucudan korunması için çıkarılan yasalarla bu maddelerin imali, ithali, satılması, alımına yardımcı olunması ve bulundurulması ağır ceza kapsamındaki suçlar olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra bağımlılık yapan ilaçların sahte reçeteyle alınması suçtur. Ancak bireyleri uyuşturucu madde bağımlılığından korumanın en iyi yolu onları bu konuda korumada oldukça önemlidir. eğitmektir.

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir