Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hayatı

Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hayatı

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrı’sına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm,
yeter ki Gün eksilmesin penceremden.

Yalnızlık ve ölüm temalarının unutulmaz şairi Cahit Sıtkı Tarancı’nın ölümsüz bir şiiriyle başlamak istedim. Çünkü “Gün Eksilmesin Penceremden” dizesi artık sadece bu şiirin son dizesi değil, aynı zamanda şairin tüm hikayelerinin toplandığı kitabın adı. Yeni çıkan bu kitap, Tarancı’nın farklı bir yanıyla tanıştırıyor bizi. Orta halli bir memurun peşine takılıp İstanbul’u semt semt dolaşmak… Ama 30’ların, 40’ların İstanbul’unu… Hani, tramvaylan gezindiği caddeleri ve etrafında bağ bahçe olan o semtleri… Tüm bunlar Cahit Sıtkı’nın anlatım biçimiyle bir anıymış gibi sanıveriyor insanı.

Tarancı’nın hikayelerinde anlatıcı, birkaç hikaye hariç, birinci kişi. Anlatıcı -kahramanlar, genellikle şehrin kalabalığında kaybolmuş bireyler. Öyle ki günlük rutinlerini tamamladıktan sonra soluğu, pansiyon ya da ortalama otellerin odalarında alan insanlar. Cahit Sıtkı’nın memurları, Gogol’un memurlarını çağrıştırıyor. Yazı haneler bürokrasi başlangıç ve paydos saatleri, sıkıcı memur yaşamının değişmezliği hikayelerde önemli bir yer tutuyor.
Kahramanlarının yaşadıkları şehirde içten dostluk ilişkilerine rastlamıyoruz. Bunlar karşımıza yolda rastlanan eski bir okul arkadaşı ya da aile dostu olarak çıkıyor.

Bundan olsa gerek, ilişkiler de hep ayaküstü kurulan ve devamlılığı olmayan türden. Bu kitapta, “Sunuş”ta da belirtildiği gibi yabancı kelimeler eserin orjinalliğini bozmamak için değiştirilmemiş. Ancak kitabın sonuna bir sözlük eklenmiş. Bu durum kitabın geneline hakim olan sadeliği bozmamış. Tarancı’nın şairliği, imgelerindeki zenginlik ve benzetmelerindeki çarpıcılık olarak yansımış hikâyelerine. Bir hikayeyi okumaya başladığında kurgu kadar dilin akıcılık da sürüklüyor sizi. Yazarın birkaç yerde, cümleleri tekrar ettiğini gö-rüyoruz. Söz konusu noktalarda amaç anlamı güçlendirmek ve o ana, kişiye ya da duruma vurgu yapmak diye düşünülebilir. Belki de bu durumu onun şairliğine dayandırmalıyız. Sesleri tekrar ederek bir ahenk yaratmak da istemiş olabilir. Tip çizerken ya da mekan betimlemesi yaparken en küçük detayları bile okurun gözünde canlandırıyor Tarancı.

Ruh çözümlemeleri ise oldukça derin. Karakterlerin fiziksel tanımlamalarından sosyal durumlarını, ekonomik düzeylerini ve ruh hallerini de zaman zaman izleyebilmek mümkün.“Gün elerin duygu eşitlik le dokuruzşırtacak. “Abbas” adındaki öyküyle öğrenirken, “Dördüncü Sevgiliyi Ararken” ile kahkaha atmak mümkün. Tarancı’nın hikayelerinde, ironiler at başı gidiyor. “35 Yaş” şairi olarak tanıyoruz biz onu. 1910 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı, Galatasaray Lisesi mezunu. Lisenin ardından mülkiyeye başlar ancak tamamlamadan Paris’e gider.

Orada da fazla kalamaz. Çünkü 2. Dünya Savaşı çıkar ve Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalır. Askerliğin ardından, Anadolu A’aluşında ve Çalışma Bakanlığında çevirmenlik yapar. 1953 yılında, yakalandığı hastalık sebebiyle Viyana’ya gider. 1956 yılında da hayata veda eder. “Gün Eksilmesin Penceremden” adını bu kitaba veren kişi, geçtiğimiz yıllarda yitirdiğimiz yazar ve yayıncı Erdal Öz. Kitabın Cahit Sıtkı Tarancı’nın ölümünün 50. yılında yayımlanmış olması da ayrıca dikkat çekilmesi gereken bir konu.

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir