Gönül Sohbeti Ne Demektir

Gönül Sohbeti Ne Demektir

Dostça ve arkadaşça karşılıklı görüşmeye, sohbet denir. Görüşmede bir iştirak ya da katılma ve birliktelik vardır. Görüşmede birbirini görmek, birbirine ayna olmak vardır. Her konuşma görüşme sayılmaz çünkü gün¬lük konuşma dilinde, çene çalmak, vakit geçir¬mek, zaman öldürmek diye konumlanan, konusu genellikle dedi¬kodu, ıvır zıvır olan konuşmalara sohbet denilmez. Sohbetin erkânı buna sade¬ce boşboğazlık etmek denir. Peki, sohbet veya gönül sohbeti ne demektir? Şimdi bunu açıklamaya çalışalım. Sohbette bir ciddiyet veya efendilik ya da bir temel olgunluk vardır.

Sohbetin âdâbı ve belli başlı incelikleri vardır. Zaten belirli bir olgunluğa ve kıvama gel¬meyenler istedikleri gibi sohbet edemezler. İsteseler de bu olmaz. Sohbette karşı¬lıklı saygı, sevgi, efendilik vardır. Düşünceye hiç say¬gı duymayan, toleranslı olmayan insanlar sohbet edemezler. Anadolu’da, bir kimse övüleceği zaman, “o de¬ğerli insandır, sözü sohbeti her zaman yerindedir” diye nitelendirilir. Gönül sohbeti nasıl olmalı? Gönül soh¬beti, tıpkı bir mikroskop ya da teleskopun ayarlanması gibi insa¬nı, kâinatı ve kendini görecek bir hale getirir.

Gönül sohbeti, kalbin inşirahıdır, ferahlık duymasıdır; sohbetten sonra hayata, içi ışık dolu, sevgi dolu olarak, sıfır kilometreden baş¬lamasıdır. Günlük hayatın işleri ve bizi en hoş görüntüler karşısında bile duygusuz bir hale getirir. Gerçeğe ya da güzele ulaşmanın temel yolu hayret duygusudur. Felsefenin de, ilmin de, san’atın da gerçek kaynağı budur. Hayret duygusunu yitiren insanlar kendi varlıklarını da unutuyorlar gönül sohbeti ne demektir? İşte gönül sohbeti bizi kaybettiğimiz zannettiğimiz özümüz ile karşı karşıya getiriyor; daha iyi duymaya, düşünmeye, hayal et¬meye, ürpermeye başlıyoruz.

Gönül sohbeti bizi sığlıktan, basit¬likten, sathilikten kurtarıyor. Bizi sonsuzla, ebedilikle, her an var olan ve binbir şekilde tecelli eden güzellikle temasa geçiriyor. Bilim adamı kozmik âleme bakarken insanı unutuyor. Öyleki kâinatı gören ve duyan insandır. Gönül sohbetinde biz varlığın özü ile temasa geliyoruz; insanın ve varlığın bir çok sırlarını ya¬kalıyoruz. İçimiz ışıyor, arınıyor, temizleniyoruz. Yunus, bir şii¬rinde “Yunus bir haber verir, işitenler şâdolur” diyor. Eğer şâdolmuyorsak, kabahat bizimdir.

Mutsuzluğumuza dış âlemde binbir neden ararız. Ne olur biraz da içimize eğilsek, kalbimizin sesini dinlesek… dinleyebilsek… Gözlerin açık diye gördüğünü mü sanıyorsun? Şikâyet nefsin çığlığından, yetersizlik ve bencil¬likten doğar. Şikâyet Muhammedî sevgi ile bağdaşmaz. Acaba kimi kime şikâyet ediyoruz ki? Eğer kusursuz olsaydık, başka¬larının kusurlarını bulmaya, bu kadar meraklı olmazdık. Kötülü¬ğe en güzel şekilde mukabele edebilseydik, düşmanın bile dost olduğunu görürdük.

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir