Yılmaz Erdoğan Sözleri

Yılmaz Erdoğan Sözleri

Yılmaz Erdoğan Sözleri

Yılmaz Erdoğan Sözleri

Ne var yani, benim de özel güçlerim var. Mesela bazı insanları gözümde büyütebiliyorum…

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim…

Pili bitmiş bir fotoğraf makinesi gibiyim artık. Kimseyi çekemem !

Yasak bana gözlerini anlamak.
Ellerin, yasak bana.

“Kalbim kül oldu
Eski bir kütüphane yangınında
Ben yandım.”

“Dünyanın en kalabalık yalnızıyım…”

Anladım ki ağaçlar, toprağa acı verdikçe büyüyorlar.

“Aşka cesaretimiz yoksa, başka zaman görüşürüz!”

“Bense sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi…”

Yasak bana gözlerini anlamak. Ellerin, bana yasak.

Yedi İklim geçer, ağarıp solan güz ışıklarında pencerelere doğru.

Bizi anlat bana, Birde senden dinlemeliyim bizi …
Sen mi yoksun bende 
Yoksa çok mu fazla abarttım seni sevmeyi …

“Hep iyinin, aşkın tarafında…”

“Sen bana ışık ver yeter, bende filiz çok…”

İşte bahar işte sevda işte tomurcuk bi bakıma
ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
rüyayla gerçeğin arafında
hep iyinin aşkın tarafında

Bu Bahar Aşka Hazır

“Şöhret bir insan şakasıdır dedi Tanrı, çoğu zaman hiç kimseyi güldürmüyor.”

“Dünyanın en kalabalık yalnızıyım…” Mısralarımı çare bilenler bilsinler.

Anladım’ki Ağaçlar toprağa acı vere vere büyüyor.

“ve sade bir yürümek isteği tek başına
eski bir yaranın artık gözle görülmeyen izinde….”

Bir elimi seninkiymiş gibi hayal ederek… Tutuyorum diğer elimi…

…sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır….

Mutsuzum, çünkü herkes gibi sahte değilim ve kimse gibi rol yapmadım. Mutsuzum, çünkü sevmediğim birine ‘aşkım’ deyip sarılmadım…

Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak
Allah’a inanmaktır.

İnsanları anlamak, anlayabilmek çok zor… 7 milyar insanda 7 milyar dünya… Hangisini anlamaya yeter ömür…

Söylemek isteyip de söyleyemediğim çok şey var… kiminin yüzüne kiminin gelmişine, geçmişine…

Gel! bekliyorum, Kalbimi kır yine, canımı yak! daha da acıt hatta… Seni başkasıyla düşünmekten daha fazla acıtmaz sonuçta…

Birisi bana napıyorsun diyince, kısık bir sesle HİÇ diyorum. Kimse anlamıyor; H’ayatın İ’çinden Ç’ıkamıyorum…

Pek umursamıyorum kimseyi, sadece gülüyorum içimden. Çevremdeki insanlardan değil, İnsan gibi görünen varlıklar yüzünden…

Sırf seninle diğer tarafta karşılaşmamak için; helal ediyorum hakkımı !

Sana kavuşmak değil niyetim, merak etme! Yolda bir dilenci görsem para bile vermiyorum ‘Allah sevdiğine kavuştursun’ der diye.

Üzülmüyorum… Çünkü hayatımdan çıkan hiç kimsenin hayatımda yeri yok. Düşünüyorum da değersizlere bu satırlar bile çok…

Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
Genzimizde göl gözyaşları
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.

Avazım çıktığı kadar susuyorum…

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar…

Gülüşüm sivas yangını,
ağlarsam kızma…
ölmek bile
yakışıyor bazı adama..

Anladım.
Kimseye acı vermeden,
Büyünmüyor.
Namusum ve şerefim ve
Çocukluğumun üzerine beton dökerim ki
Tüfek filan değil,
Çimento icat edildi de
Bozuldu mertliğin mimarisi,
Esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları.

bir ufukta bitiyor yüzün
ve başka bir gökyüzü başlıyor
komşu ellerle sarmalanıyorsun
yanıyorsun…

mum biter
mum söner dibine hayatın
işte yaşadım dediğin
bir mum ömrüdür

veren eriten kendini….

Sonbaharın serin esen rüzgarlarında
Sabahın güneşi, akşamın ayışığında
Arıyorum!
Kaybettim geceyi ve gündüzü

Yokluğun acıydı hançer misali
Sözlerin acıydı kurşun misali
Ahirette arar bulurum seni
Kendimi unutur unutmam seni

Her tanışmada
Bir ‘memnun oldum’ öldüren
Devrik katillerdik hepimiz

ve sen
Faili yaz bir cinayettin
O maktül yazlık akşamında…

Sen; Onun sorduklarına cevap vermeye bile tenezzül etmezsin, O seni susturduğunu sanır. Hayat işte.

Eşyalar alındı, fotoğraflar söküldü yerlerinden. Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden.

Son sigaram gibiydin sen sevgili, kıyamazdım içmeye.. O cebimde kırıldı, Sen kalbimde..

Zaman içine atıldığımız şiddetli ve değişmez bir debisi olan azgın bir nehirdir, ve kaybolmak mutlaktır bir yerinde zamanın. İşte ölüm diye bildiğimiz şey de bundan başka birşey değildir.

Birisi bana Napıyorsun diyince, kısık bir sesle Hiç diyorum.
Kimse anlamıyor; H’ayatın İ’çinden Ç’ıkamıyorum.

Her ayrılıktan sonra ya ‘güle güle’ ya da ‘hoşçakal’ denir sevgiliye.. Sahi gülen ya da hoş kalan var mıdır sizce?

Aşkım derlerya hani hiç bitmeyecekmiş gibi.. Sanki aşktan anlarlarmış gibi, Sanki ‘aşkım’ dedimi aşık olunabilirmiş gibi…

Sana kavuşmak değil niyetim, merak etme! Yolda bir dilenci görsem para bile vermiyorum ‘Allah sevdiğine kavuştursun’ der diye!

Denize sıfır evi hiç istemedim ben, ama hep gökyüzüne sıfır hayallerim vardı…

Ve sen hiçbir zaman sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın bana kalırsa sen, ömrünün sonuna kadar, o şarkının kapısında kalacaksın!..

Tamam kabul, küçükken mıknatıs yutmuş olabilirim.
Peki ama bütün salaklar da demir mi yuttu?

Bende bilirdim gitme demeyi; ama morgta yatan bir cesede kalk gidiyoruz demek gibi birşey olurdu bu.

 

Etiketler: ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir