Deniz ineği Nedir? Hakkında Bilgi ve Özellikleri

Deniz ineği Nedir? Hakkında Bilgi ve Özellikleri

Deniz ineği nedir

Deniz ineği nedir

Denizineği ailesinin içine dugonglar (Dugong dugon) ve üç deniz fili (Trichechus, “kıllı” burunlarından dolayı bu ismi almışlardır) türü girer. Ortak adlarının da gösterdiği gibi bu hayvanlar büyük ve uysal yaratıklardır. Ayrıca yegane otobur deniz memelileri bunlardır. Gri dişsiz morsları benziyorlarsa da en yakın akrabaları inek, mors ya da balina değil bir başka otobur olan fildir. Deniz ineklerinin oldukça kaygısız bir yaşamları vardır.

Sıcak tropikal sularda yiyecek için rekabet etmeksizin ve hiçbir doğal düşmanı olmadan dolanır dururlar. Bunun sonucu olarak metabolizmaları son derece tembeldir. Büyük yetişkinler bir tondan ağırdır ve günün yaklaşık sekiz saatini altı hayla büyüklüğünde deniz bitkisini ağır ağır çiğneyerek geçirirler. Sindirmeleri bir haftadan uzun sürer.

Yaşamları derileri üstünde alg ya da midye yetişecek kadar yavaştır. Bazı dugongların yetmiş yaşına kadar yaşadığı kaydedilmiştir. Bu hayvanlar üç ila yedi yılda bir yavrular. Deniz inekleri yemedikleri ya da uyumadıkları zamanlarda düzenli olarak biraraya gelir ve “şamata” yaparlar. Birbirine sokulma, toslama, öpüşme ve karşılıklı mastürbasyon seansları genelde erkek erkeğe yapılır. Ama cinsiyeti fark etmeksizin dört denizineği bir araya gelebilir ve saatlerce sevişebilir. Normalde sessiz olan deniz filleri “şamata” sırasında bir dizi farklı “homurdanma inleme” sesi çıkarır.

Nedenleri konusunda çeşitli tahminlerimiz olsa da bu seslerin nasıl çıktığı hakkında hiçbir fikrimiz yok. Bu haz dolu yaşam, dişi dugongun büyük ve apaçık ortada’ki klitorisle sarkık “göğüsleri” de eklendi mi ortaya bir deniz kızı çıkar. Solomon Adaları’nda “dugong” sözcüğü argoda fahişe demektir.  Dugonglar ve deniz filleri aptallıklarıyla da meşhurdur. Beyinleri kafataslarına göre nispeten küçük ve düzdür.

İnsan beyni erik kadar olsaydı kafataslarımıza oranı bu hayvanlarınkiyle aynı olurdu. Ancak beyinlerinin işini iyi yaptığını söyleyebiliriz hatta bazıları eğitimle renkleri bile ayırt edebilmektedir, tabii yiyecek karşılığında. Daha önemlisi, düşük metabolizma ve stresin olmayışı, diğer memelileri etkileyen hastalıklara karşı onları bağışıklı kılmıştır. Bu da bu hayvanları kanser ve AIDS gibi hastalıklarla ilgili yürütülen araştırmalarda ön plana çıkarmıştır.

Bu durum, neden yedi değil de altı boyun omuruna sahip olduklarını da açıklayabilir. Memelilerde omur sayısını belirleyen gen, aynı zamanda sinir sistemini ve hücrenin büyümesini de kontrol eder. Bu genetik verideki değişiklikler kansere neden olabilir, dolayısıyla doğal seçilim onları yalnız bırakmış olabilir. Yine de denizineği gibi düşük metabolizmalı bir memelide kanser riski büyük oranda azaltılmıştır. Zaman içinde genleri, çeşitliliği riske etmeye itmiş olabilir.

İlginç olan şu ki omur sayısı düzensiz olan diğer tek memeli de tembelliğiyle ünlü tembel hayvandır. Fakat işin bir de kötü yanı var. Yavaşlık, merak ve lezzet (deniz ineğinin etinin kızartması dana etine benzer) gibi nitelikler Homo sapiens söz konusu olduğunda pek iyi değildir. Günümüzde dört denizineği türü de avlanma, kirlilik, pervane ve balık ağları gibi şeyler yüzünden tehlike altındadır. Tarihteki örnekler son derece korkunçtur. Deniz ineğinin akrabası ‘olan ve deniz filinden üç kat daha büyük boyutlardaki Steller deniz ineğinin soyu, 1741’de keşfedilmesinden 27 yıl sonra tükenmiştir.

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir