Gibon Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Gibon Nedir? Özellikleri Nelerdir?

büyük insansı maymun! ilgili en tuhaf şey, sesli iletişim sistemlerinin daha iyi olmasıdır.Bu durum, Güneydoğu Asya’nın tropikal ormanlarında yaşayan 13 gibon türünün 13’ü için birden geçerli değildir. Kuyruk ve ağız kesesi olmayan gibonlar maymun değil, “insansı maymundur”. Hiçbir hayvanın çıkarmadığı kadar güzel ve nevi şahsına münhasır bir ses çıkarırlar. Gibonlar bu sesleri net mesajlar iletmek için kullanırlar; belli bir dizi içinde bir araya getirilen çağrı bileşenleri, aile grubu içindeki diğer gibonlar tarafından anlaşılır ve yeri gelince benzer bir sıralama onlar tarafından da kullanılır.

Dilbilinıcilerin “sentaks” (seslerin anlam üretmek üzere belli bir yönde birleştirilmesi adını verdiği bu özellik, aynı zamanda tüm dillerin temelini oluşturur.  Söz konusu dilin gelişimi, gibonlar diğer maymunlardan farklı olarak tek eşli olmalarına bağlanabilir. Tıpkı ötücü kuşlar gibi gibonlar da eşlerinin dikkatini çekmek, onu yanında tutmak ve kendi bölgelerini, özellikle de favori meyve ağaçlarını işaretlemek için şarkı söylerler. Çiftleşecek en iyi dişiyi bulmak isteyen erkeğin, şarkısı üzerinde çalışması gerekir. Dişiler açısından en güzel şarkı söyleyen erkek, en sağlam genlere, dolayısıyla düzenli meyve tedarikine işaret eder.

Çiftler her sabah birbirlerine şaşılacak derecede karmaşık düetlerle seslenirler. Erkeğin şarkı zamanı gün ağarmadan evvel hatta bazen “yataktan” çıktığındandır; yani, bir dalın tepesinde, kollarıyla dizlerini sarmış, kafasını kucağına dayamış vaziyette… Çok daha aktif ve coşkulu olan dişiler, bir yandan dalları kırar, diğer yandan ora-dan oraya atlayarak “büyük haykırış” adı verilen kızışma sesleri çıkarırlar. Tahmin edeceğiniz üzere etrafta havayı koklayan çapkın erkekler olduğunda, eş sahibi erkekler daha düzenli şarkı söylemeye başlar. Aile gruplarının çoğu üç veya dört yavruyla birlikte yaşayan bir dişi ve bir erkekten oluşur;

yavruların kimi zaman on yaşına kadar yuvalarını terk etmediği olur. Meyve,yapraklar ve zaman zaman böceklerden oluşan enerji değeri düşük beslenme şekilleri yüzünden günün yarısını etrafta birbirlerine çeki düzen vererek tüketirler. Evde dişinin borusu öter; erkekler hiyerarşinin en altında, yavrulardan bile aşağıda yer alır. Bazı türlerde memeden kesilen yavrunun bakımını erkek üstlenir; ona ağaçlara nasıl asılacağını öğretmekle işe başlar. Gibonlar ağaçlara asılmak için yaratılmışlardır. Bacaklarının ve gövdelerinin toplamın-dan daha uzun olan kolları, aralarında 20 metre bulunan bir ağaçtan diğerine saatte 55 kilometre hızla atlayabilecek kadar güçlüdür. Bilek kemikleri, tüm doğrultularda hareket etmelerini sağlayacak şekilde, yumuşak tabanlarından ayrılmıştır.

Bu özellik ağaçlara rahatça asılmalarını ve gövdelerini döndürmelerini gerek kalmadan yön değiştirmelerini sağlar – böylece hem enerjiden tasarruf eder, hem de nam saldıkları nefes kesici bir kıvraklık kazanırlar. Nadiren de olsa yere inen gibonlar iki ayakları üzerinde yürürler, yani bipedaldırlar. Bu özellikleri, araştırmacıların, iki ayak üzerinde yürümenin ilk olarak gölgeliklerde kollarından dallara asılma özelliğinin beklenmedik bir yan ürünü olarak gelişmiş olabileceğini önermelerine yol açmıştır.

Tai mitolojisinde gibonlar, kayıp aşıkların renkarnasyon geçirmiş, yani yeni bir bedende yeniden dirilmiş ruhlarıdır. Bir hikayeye göre, öl-dürülmüş kocasını arayan bir kadın, o gün bu gündür, gibonların hazin şarkısını tekrarlayarak ormanlarda dolanmaktadır: Gibon sözcüğünün nereden geldiğini kimse bilmiyor. Sözcük, Fransız doğabilimci Buffon tarafından, eski dilde kedi anlamına gelen “gibb” sözcüğünün bir türevi olarak veya -bir ihtimal- tarihçi dostu Edward Gibbon’a ithafen türetilmiştir.

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir