Kalakbaş (Tepegöz) Nedir?

Kalakbaş (Tepegöz) Nedir?

Kalakbaş (Tepegöz)

Kalakbaş (Tepegöz)

Üç gözlü yalnız “Yaşayan fosil” olarak tanımlanan çoğu tür bu tanıma yakışabilme için epey mücadele eder ama kalakbaş (tepegöz) bunlardan değil. Bu antik sürüngen iguanaya benzer ama tam bir kertenkele değildir. Dev sürüngenler çağından bugüne pek değişmemişse de kalakbaş için dinozor da diyemeyiz. Kalakbaşlar, sfenedon (tepegöz) ailesinden, bir başka deyişle “çivi dişli.” Türünün yeryüzündeki son örneği. Kalakbaşın ha-yatta kalmasının iki nedeni var. Birinci neden kendisini yaklaşık seksen milyon yıl önce sonradan Yeni Zelanda olacak küçük toprak kütlesinde bulması oldu.

Bu parça, memeliler ortaya çıkmadan önce güneyin süper anakarası Gondvana’dan ayrıldı. İkinci nedense daha soğuk iklime uyum sağlayabilmiş olma Kalakbaş için ingilizcede kullanılan “tuatara” sözcüğü Maori dilinde “sivri sırtlı” anlamına gelir. Maoriler bir zamanlar bu hayvanı yiyordu ama sadece erkekler. Kuralı çiğneyen kadınların bütün kalakbaş nüfusu tarafından takip edilip öldürüleceğine inanılıyordu.
sıdır. donatanlarına pek çoğu dinozorlarla birlikte yok oldu. Yok olmayanlarsa memeliler tarafından yuvalarından atıldı. Kalakbaş milyonlarca yıl gayet mutlu bir biçimde kendi oyuğunu kendi kazdı.

Ta ki küreklere asılan memeliler sandallarıyla onların bulunduğu adaya gelene kadar. Sandaldaki memelilerle birlikte diğerleri de geldi, özellikle köpekler ve sıçanlar. Kalakbaşlar zaman içinde anakaradan silindi, bugün sadece Yeni Zelanda’nın kıyılarına saçıl-mış adalarda yaşıyorlar. Memelilerle savaşta en önemli dezavantajları metabolizmaları. Kalakbaşlar tüm sürüngenler arasında en ilkel olanı. Beyni çok küçük, kertenkeleden ziyade hem karada hem suda yaşayan hayvanlarınkine benziyor. Kalp ve dolaşım sistemi ise gelişmemiş, bu yüzden aşırı derecede soğukkanlılar. Sadece rüzgarın sıkça hırpaladığı serin adalarda yaşaya-biliyorlar. “Ağır ol”, zorunluluktan kalakbaşın parolası haline gelmiş.

Diğer tüm sürüngenlerden daha yavaş büyürler. Cinsel olgunluğa erişmeleri on beş yıl sürer. O zaman bile dişiler dört yılda sadece bir kez yumurtlar ve kuluçkaları da bir yıldan uzun sürer. Avlanma yöntemleri ise geceleri yuvanın dışına çıkıp böcek, solucan, cırcır böceği ya da daha iyisi genç bir kalakbaşın yavaş yavaş geçmesini beklemekten, savunma sistemleri ise yuvanın içine girip tehlikenin gitmesini beklemekten ibarettir. Bu yerinde bir sıçan için büyük bir tehdit değil. 1981’de Whermakura Adası’nda kalakbaş yaşıyordu. 1984’te ortadan  yerlerine bir sıçan kolonisi geldi. Kalakbaşları akrabaları kertenkelelerden ayıran bir sürü özellik var. Kalakbaşlar yüzyılclan uzun yaşayabilir, dişleri yoktur, tek parça bir çene kemikleri vardır. Eski kalakbaşların çene “dişleri” düzdü ve sümüklü böcek ve solucanları çiğneye bilmelerini sağlıyordu.

Ayrıca iki penis birden bahşedilmiş olan kertenkelelerin aksine kalakbaşların hiç penisi yoktur. Tıpkı kuşlar ve muhtemelen dinozorlar gibi kıçları birbirlerine bastırarak çiftleşirler. Hepsinden tuhafı kafalarının ön tarafında üçüncü bir gözlerinin olmasıdır. Altı aylığı geçtik-ten sonra zamanla üstü pulla kaplansa da retinası, merceği ve beyinle arasındaki sinir bağlantısıy-la tam olarak bir gözdür. Işığa duyarlıdır ve muhtemelen vücut sıcaklığını düzenlemeye yarar. Sıcaklık kalakbaş için çok önemlidir.

Kalakbaş, çoğu sürüngen için kış uykusu anlamına gelen 10 derece gibi sıcaklıklarda gayet mutlu yaşayabilir. Dolayısıyla sıcaklık kalakbaş için ölüm kalım meselesidir. Artan sıcaklıklar çok ciddi bir tehdittir. Kaplumbağa ve timsahlar gibi yavrunun cinsiyetini belirleyen şey yumurtanın sıcaklığıdır. Nispeten daha sıcak kuzey kolonilerinde yaşayan SS.000’e yakın kalakbaş nüfusu iki kat fazla erkek üretmektedir.

 

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir