Kaz Nasıl Bir Hayvandır?

Kaz Nasıl Bir Hayvandır?

Kaz Nasıl Bir Hayvandır?

Kaz Nasıl Bir Hayvandır?

40′ Aptallıklarıyla nam salmış olmalarına karşın kazlar büyük bir duyarlılık ve zekaya sahip olduklarına dair işaretler verirler. Birçok tür, hayatı boyunca aynı eşle yaşar ve sevgilinin ölümü, hayvanda bizimkine çarpıcı biçimde benzer davranışlara yol açar. Kederli sesler çıkarır, yemeden içmeden kesilir ve tüyleri kamburlaşır. Bu durum kimi zaman aylarca devam eder. Eşlerden biri vurulursa, diğeri yere konar ve ölü bedenin başında nöbet bekler. Yeniden bir araya gelen çiftler, kur davranışlarının canlandırması olarak tammlanabilecek danslardan ve şarkılardan oluşan bir “galibiyet töreni” sergiler.

Kazların öğretilen basit görevleri yerine getirebildikleri bile düşünülür  hatta 19. yüzyılda, güçlü boyunlarını bir kol gibi kullanarak, kendi etrafında dönebilen türlere rastlanmıştır. Fransız ornitolog Christian Moullec, tehlike altındaki otuz küçük beyaz alınlı kaz (küçük sakarca) (Anser erythropus) grubuna yeni bir göç yolu öğretmiştir.

Henüz yavruyken kendisine alıştırdığı hayvanların göç döneminde, microlight sınıfı bir uçak aracılığıyla, Almanya ve İsveç’teki vahşi yaşam barınaklarının arasındaki 1500 kilometrelik yol boyunca gruba yön vermiş, ertesi yıl hayvanların aynı yolu tek başlarına izlediklerini görmüştür. Artık öylesine iyi eğitilmiş durumdalar ki, Moullec ve “sürüsü”, hava gösterilerinin aranan yıldızları haline geldi. Çiftlik kazı nadiren uçar; vahşi türler ise nefes kesen uzun mesafe pilotlarıdır. Altı milyon küçük kar, kazı (Chen caerulescens caerulescens), her yıl iki kez, Kuzey

bundan Meksika Körfezi’ne 6500 kilometre yol kateder. Hint kazı (An-ser indicus) Himalayalar üzerinden geçerek Orta Asya’dan Hindistan’a yaptığı yolculukta 9000 kilometre yüksekliğe ulaşır. Sürünün uçarken çizdiği v şekli, bir hava girdabı yaratarak daha fazla kaldırma kuvveti ve her bir kuş için net görüş sağlar. Üfleyerek, daha net bir ifadeyle, zaman zaman baş aşağı uçmalarını sağlayan spiral şeklinde bir pike hareketi yaparak, irtifa kaybederler.  Yaklaşık 3000 yıl önce eski Mısır’da evcilleştirilen kazlar, köken olarak vahşi boz kazdan gelmektedirler. Yemek yemekten daha çok çiftleşirler. Eski çağlarda vahşi boz kazlar doğurganlıkla ilgili sembollerin merkezinde yer alırdı, kaz yağı güçlü bir afrodizyak olarak kullanılırdı.

MÖ 390’da  Roma’yı Galyalılardan kurtaran Capitoline Hill’deki meşhur kaz tasviri de “bekçi köpeği” manasında değil, cinsel tılsım olarak görülmekteydi. Bu bağlantı, imalı “Goosey, goosey, gander” tekerlemesinde hala canlılığını korur; ingilizcede “kaz” anlamına gelen goose kelimesi yüzyıllar-dır fahişelerin kullandığı argo bir kelime olup, gooser penis anlamına gelir.

Aynı şekilde İngilizcedeki “goose” fiili de halen cinsel göndermeler içerir. Kimse göç eden bir kazı çiftleşirken ya da yumurtlarken görmediğinden yüzyıllardan beri, her yıl Kuzey Kutbu’na geldikleri dönemde, su kenarına sürüklenmiş dalların üzerindeki midyelerde yumuhadan çıktıkları düşünülür. Bu görüş, bilimcilerin türleri isimlendirdikleri dönemlere kadar gitmektedir. Akyanaklı kazın ve yaban kazının İngilizce karşılıklarında “midye” anlamına gelen “barnacle” sözcüğünün geçmesi bundandır:

Barnacle goose (Branta leucopsis) ve Goose barnacle (Lepas anatifera). Bu durum Katolik Kilisesi açısından da karışıklık yaratmıştır. Aslında “balık” oldukları ya da “rahimde gelişmedikleri”, dolayısıyla bir tür sebze veya yemiş gibi düşünülebilecekleri gerekçesiyle oruç günlerinde kaz yemek, kimi piskoposlıık bölgelerinde serbest bırakılmıştır. Oruç günle-rinde kaz yemek, Papa III. Innocent tarafından 1215’te yasaklandı.

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir