Kirpinin Hakkında Merak Edilenler

Kirpinin Hakkında Merak Edilenler

Karanlıkta zemini koklaya koklaya ilerleyip, böcek atıştıran kirpinin son 15 milyon yıldır pek değiştiği söylenemez. Fakat Britanya’daki kirpi nüfusu, favori bahçe hayvanı listelerinin değişmez birincisi olmak yerine serbest düşüşe geçti. Elli yılda sayılan yarıya indi; güncel rakamlar bir milyonun altında olduklarını gösteriyor. Böyle giderse 2030 itibariyle tek bir kirpi kalmamış olacak. Yarısı ilk doğum günlerini göremeden ölür; her 100 taneden sadece biri beş yılı doldurur ve her yıl 15.000 tanesi Britanya karayollarında dümdüz olur (90’ların ortalarından beri bu rakam 100.000’e yükseldi).

Yol katliamı, güçlü böcek ilaçlarının kullanımı ve kirpilerin yuva yapmayı pek sevdikleri çimenlik arazi sınırlarının tahrip edilmesi ile birleşince, iyimser olmak zorlaşıyor. Söz konusu olan “kent kirpileri” de ol-sa, şehirde yaşamak konusunda mesela tilkiler kadar bile becerikli değiller. Yüzme havuzunun içine düşer, çim biçme makinelerinin altında püreye döner ya da kafaların’ yemek konteynırına sıkıştırıp açlıktan ölürler (McDonalds, McFlurry kartonlarının tasarımını değiştirerek kirpi geçirmez hale getirdi).

,Birçoğu da, iyi niyetli insanların kendilerine bıraktığı ekmek ve süt sonrası ishalden ölür. Bir kirpiye yardımcı olmanın en iyi yolu onu beslemek değil, beslendiği yeşil alana geri götürüp başıboş bırakılır. Tek bir yetişkinin gecede 250 salyangoz yediği olur.

tronik olan, “dikenli top” savunmaları sayesinde kirpilerin çok az doğal düşmanlarının olmasıdır. Porsuk, top haline gelmiş bir kirpiyi açılmaya zorlayacak kadar güçlü pençelere sahip yegane hayvandır; tilkiler ise acıktıklarında bu hayvanların üzerlerine işeyerek onları açılmaya zorlayabilirler. Kirpilerin zehre karşı olağanüstü bir derileri vardır. Bir kirpiyi uyutmak için gereken kloroform miktarı, karşılaştırılabilir boyuttaki başka bir hayvan için ihtiyaç duyulanın çok daha üzerindedir.

rindedir. Bir kobayı beş dakika içinde öldürebilecek bir engerek
ısırığı, kirpiyi etkilemez.
Dikenler darbe emici gibi iş görür, topak halindeki bir kirpi, bir kat merdionden hiç zorlanmadan atlayabilir
Bu direnç, tüm kirpi davranışları içinde en tuhaf olanına bir anlam katar: “Kendini yağlama”. Hayvan, vücudunun arka kısmını köpüklü salya tanecikleriyle kaplamak üzere kendi üzerinde kıvrılır. Kirpilerin, kara kurbağasının zehirli derisini çiğnedikten sonra kendilerini yağladık ları, böylece dikenleri için toksik bir krema oluşturdukları gözlenmiştir.

Bu davranışları sayesinde avcılara daha da çekici geldikleri doğrudur; fakat ayakkabı, sigara izmariti, mobilya cilası, katran, kahve, haşlanmış balık, yüz kremi ve saf su kokusunun da neden aynı şeyi tetiklediği tam anlamıyla açıklanamaz. Kirpi sözcüğünün İngilizcedeki karşılığını (“hedgehog”) çağrıştıran heyghoge kelimesi ilk olarak 1450’de kayıtlara geçti; ardından highogg, hedgepig, hoghog ve fuzzipegg gibi bölgesel lakaplara dönüştü. Bu tarihten evvel, Latincede ericius sözcüğüyle karşılanan kirpiye, Anglo-Saksonlar tarafından Norman diyalılar tarafındansa “urchin” dendi.

Latincedeki “ericius” sözcüğü, “dikleşmek” anlamına gelen (aynı zamanda “korku” veren) gher kökünden gelir. Yetişkin bir kirpi 5000’in üzerinde dikene sahiptir. Bu ortası boşluklu kıllar, tırnaklarımızın yapı taşı olan keratinle güçlendirilmiştir. Bunlar son derece güçlü yapılardır; bir kirpiyi tek bir dikeninden tutup kaldırmak mümkündür. Fiziksel engeller göz önünde bulundurulduğunda, her iki cinsiyetin de dikkat çekecek biçimde çok eşli olması, her mevsim en az on partnerle çiftleşmesi ve hatta aynı gece içinde birkaç eş değiştirmesi kaçınılmazdır. Aristoteles’in bu konudaki iddialı açıklamalarına karşın kirpiler, asla yüz yüze çiftleşmezler. Dişi, arka bacaklarını ayırana, dikenlerini düzleş tirene ve burnunu öne doğru uzatana kadar erkek kendisini saatler boyunca çevreler ve gürültüyle homurdanır. Birleşme anı çok kısa ve gürültülüdür. Erkek tatmin olur olmaz derhal uzaklaşır; ne dişiyle ne de yavruların bakımıyla ilgilenir.

Etiketler: , , ,

1 comment

  1. Ofis Mobilyaları Ağustos 31, 2015 at 3:19 pm Reply

    Hakikaten güzel yaratıklar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir