Turna Nedir? Hakkında Bilgi

Turna Nedir? Hakkında Bilgi

Turna Nedir, Özellikleri

Turna Nedir, Özellikleri

Turnalar rekortmendir. Taçlı turnalar (Balearica regulorum ve pavonina), fosilleri erken Eosen’e, yani 55 milyon yıl öncesine dayanan, bilinen ilk kuşlardan gelirler. Kanada turnası (Grus canadensis) en uzun süre ha-yatta kalmayı başarmış kuş türü olma rekorunu elinde tutmaktadır: Nebraska’da bulunan 9 milyon yıllık bacak kemiğinin bugünkü Kanada tornalarından ayrıt edilmesi olanaksızdır.

Kayıtlara geçen en yaşlı kuş, 1988’dc Uluslararası Wisconsin Turna Merkezi’nde ölen, Wolf isimli 83 yaşındaki Sibirya turnası dır (Grus leucogeranus). iki metrelik Sarus turnası (Grus antigone) uçan kuşların en uzun boylu sudur; 10 km yükselebilen Avrasya turnası (Grus grus) ise en yükseğe çıkarabilendir. Onca yük-seklikte yerden görülmeleri imkansızlaşır fakat o kadar gördürücülerdir ki sesleri o mesafeden bile duyulabilir.

Toplamda 15 turna türü bulunur; Güney Amerika ve Antarktika hariç her yerde yaşarlar. Güzellikleri ve zarafetleriyle her kültürden insanı büyülemeyi başarmışlardır. Tarih öncesi mağara çizimlerinden, “kulakları çınlatan” seslerinden bahsedildiği Homeros’un İlyada’sına kadar her yerlerdir. Bir Roma efsanesine göre yazı, turnaların uçarken havaya çizdikleri harf benzeri şekillerden ilham alan Tanrı Hermes tarafından icat edilmiştir. Turnalar neredeyse in-sanlar gibidir. Arkadaş canlısı, çoğunlukla tek eşli ve yavrularını yetiştir.

temine sahiplerdir. Turnalar aynı zamanda gökyüzünün en iyi dansçıları dır; kullandıkları süslü koreografiler, gençken sosyal becerilerini geliştirmeye, erişkin yaşlardaysa eş bulmaya yarar. Sürüdeki tıırnalardan biri dansa başlayınca, tümü birden kavisler çizerek, sıçrayarak, ileri atılarak ve hatta havaya fırlatabilecekleri küçük nesneleri tutup kaldırarak ona katılır.

MÖ 7000 gibi erken dönemlerde, tur-naların taklit edildiği danslar yapıldığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Eski Çin ve Japon İmparatorluklarında yaşamış Ainu ve Hokkaidularda, Sibirya şamanlarında ve Orta Afrika’nın BaTwa pigmeleri arasında turna dansı önemli bir ayindir. Plutarkos, Teseus’un Minotor’u alt edişini bir turna gibi dans ederek kutladığından bahseder. Turnalar dile de izlerini bırakmışlardır. Kızılcık (İngilizcedeki karşılığı “cranberry”) sözcüğü, hayvanın gagası ile bitkilerin stameni (erkeklik organı) arasındaki benzerlikten yola çıkarak türetilmiştir.

İngilizcedeki karşılığı “geranium” olan “sardunya” sözcüğü, Yunancada turna anlamına gelen geranos’tan gelir: Bitkilerin meyvesi, turnanın asil başına benzer. Ve son olarak soyağacı anlamına gelen İngilizce “pedigree” kelimesi, aile ağaçlarının biraz da olsa şekilleri kuşların ayaklarına benzetilmesinden ötürü, Fransızcada “turna ayağı” demek olan pied de gru’den gelir. İkisi kritik derecede olmak üzere on beş turna türünün sekizi tehlike altındadır. 1941 yılında Amerika’da, Ütücü turnaların (Grus americana) sayısı 20’ye inmişti fakat o yıldan bu yana 450’nin üzerine çıkarılabildi.

Yetiştirme programları, turna yavrularının el kuklaları, turna kostümlü insanlar ve ses kayıtlarından faydalanılarak yumurtadan çıkarıldığı ve büyütüldüğü “yetişme izolasyonunu” içeriyor. Bir zamanlar turnalar tüm Britanya’da yaygındı; neredeyse her eyaletin bir Cranwell, Cranbourne, Cranley ya da Cranford’u bulunuyordu (tur-nanın İngilizcedeki karşılığı “crane”den yola çıkarak türetilen yer isimle-ri). Oysa bugünlerde Britanya’nın en nadir kuşları haline geldiler.

1980’lerde, 350 yıldır ilk defa gerçekleşen bir şey oldu: Küçük bir sürü, Norfolk’a yerleşti. Kesin konumlarıysa sıkı sıkıya saklanan bir sırdır. Telli turna (Anthropoides virgo), 18. yüzyılda Rusya’dan Fransa’ya getirilmiş en küçük türdür. Hayvanın sevimli ve zarif görüntüsünden etkilenen Marie Antoinette, “genç kadın” anlamına gelen “demoiselle” adını takmıştır.

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir