Gebelikten Korunma Yöntemleri

Gebelikten Korunma Yöntemleri:

Doğurganlığın fazla olduğu ülkelerde anne ve bebek ölüm hızları yüksek seyretmektedir. Hızlı nüfus artışı özellikle beslenme, eğitim, konut sorunu ve çevre koşulları üzerinde rol oynayarak sağlık düzeyini olumsuz yönde etkilemektedir. Aile planlaması hem istenmeyen gebelikleri hem de aşırı doğurganlığı etkileyerek anne ve çocuk sağlığına olumlu katkısı nedeniyle toplumun sağlık kalitesinin yükseltilmesinde önemlidir. Aile planlaması için gebeliğin önlenmesine kontrasepsiyon, bu amaçla kullanılan yöntemlere de kontraseptif yöntemler denir. Kontraseptif yöntemler yapılarında hormon olup olmadığına, sperm için bariyer oluşturup oluşturmadığına, cerrahi işlem yapılıp yapılmadığına, kalıcı veya geçici olmalarına göre adlandırılabilir.

Doğal Yöntemler (Etkisi Sınırlı Yöntemler)

Doğal aile planlaması yöntemleri ilk zamanlardan beri kullanılmakta olup aşağıda anlatılmaktadır.

Cinsel Abstinens (Ovulatuar Dönemde İlişkiden Kaçınmak):

Gebelik riskinin arttığı ovulatuar dönemde ilişkiden kaçınmaktır. Gebeliğin oluşabilmesi için en uygun dönem, yumurtlamadan 5 gün önce başlar ve 2 gün sonra sona erer. Bu nedenle bu dönemler içinde cinsel ilişkiye girilmemesi gereklidir. Spermlerin kadın genital sisteminde en fazla 72 saat canlı kalabilmeleri yöntemin temel başarısızlık sebebidir. Cinsel abstinens; bazal vücut ısısı yöntemi, servikal palpasyon yöntemi, servikal mukus yöntemi, semptotermal yöntem ve takvim yöntemlerinden oluşur. Bu yöntemlerin etkili olabilmesi için kadınların doğurganlık günlerini çok iyi bilmesi ve takip etmesi, gebelik istemiyorlarsa da bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınmaları gerekir

Bazal Vücut Isısı Yöntemi:

Ovulasyon olduktan sonra vücut ısısı önce hafifçe düşer, progesteron hormonu salgısıyla birlikte birkaç dizyem (derecenin onda biri) yükselir. Bu yöntemin kullanılabilmesi için bazal vücut ısısı ölçmeye uygun hassas bir termometreye sahip olunmalıdır. Düzenli olarak her sabah vücut ısısı ölçülerek ve yumurtanın tüplere atılma zamanı tahmin edilerek bu dönemde ilişkiye girilmez. Vücut ısısı uykusuzluk, ateşli hastalıklar, yorgunluk, stres gibi olaylardan da etkilendiğinden güvenilir bir yöntem değildir. Bu yöntemle gebe kalma olasılığı çok yüksektir.

Takvim Yöntemi:

Takvim yöntemi, menstrüel siklusun fertil ve infertil günlerini hesaplamak için 6-8 aylık bir gözlem süresi sonunda matematiksel formüllere dayanan doğal fakat etkisi sınırlı bir yöntemdir. Yöntem, fertil günlerde çiftin cinsel ilişkiden kaçınması ve güvenli günlerden yararlanması esasına dayanır.Bu yöntem kullanılmaya karar verildiğinde tehlikeli günler hesaplanmalıdır. Bu dönemde ya ilişkide bulunulmamalı ya da bariyer metotları ile korunulmalıdır.

Yöntemin kullanımı :

  • Âdet kanamalarının olduğu günler takvime işaretlenir.
  •  Âdetin ilk gününden diğer âdetin ilk gününe kadar geçen gün sayıları kaydedilir.
  • 6- 8 ay kayıt tutulur. Bu dönemde hormonal korunma metotları kullanılmaz.
  • En kısa süren dönem bulunur ve bu dönemin total gün sayısından 18 çıkarılır. Örneğin en kısa süren dönem 26 gün ise: 26-18=8
  • Yukarıdaki örnekten devam edersek âdet kanamasının ilk gününden itibaren 8 gün sayılır ve o günden itibaren ilişkide bulunulmaz veya bariyer metotlardan biri kullanılır.
  •  En uzun dönemden 11 çıkarılarak korunmanın bırakılacağı gün belirlenir.
  •  Tutulan takvimde en uzun dönem örneğin 30 gün ise: 30-11=19 âdet kanamasının ilk gününden sayarak 19. gün işaretlenir bu gün korunmanın son gündür yani o günden sonra korunma bırakılabilir.

Bu metodun olumsuz tarafı uzun süre ilişki kurulması yasak olan günler içermesi veya tehlikeli dönemde ilave olarak bariyer metotlarının kullanılmasını gerektirmesidir. Ayrıca uygulamaya başlamadan önce birkaç ay âdet düzeninin gözlenmesini gerektirir. Bu metot cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

Koitus İnterruptus (Geri Çekme):

Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organını ejakülatın gelmesinden önce vajinadan çıkararak menisini vajina dışına boşaltmasına dayanan bir yöntemdir. Doğru uygulandığında gebelik oranı %10-20 civarındadır. Başarıyla uygulandığında bile eşlerde bazı psikolojik ve fizyolojik sorunların gelişebileceği söylenmektedir. Geri çekme CYBH (cinsel yolla bulaşan hastalıklar) ve HIV’a karşı koruyucu değildir. Vajinaya sperm girişi olmadığı için teorik olarak gebelikten korunma sağlasa bile HIV ya da diğer CYBH’ler preejakülatuvar sıvı ya da vajinal sekresyonlar yoluyla bulaşabilir.

Vajinal Duş:

Birçok kadın, vajina duvarı ve kanalındaki spermleri yıkayıp atma düşüncesiyle cinsel ilişkiden hemen sonra vajinayı suyla yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Gerçekte bunun hiçbir kontraseptif etkisi yoktur çünkü spermler birkaç saniye içinde servikal mukusa geçebilir. Bu yüzden yıkanmanın gerçekleşebileceği süreden daha önce spermler dişi iç üreme organlarına (uterus ve tüplere) ulaşmış olacaktır. Bu yöntem ile kişiler ancak psikolojik bir rahatlık sağlayabilir. Not: Vajinal duş doğum kontrol yöntemi değildir.

Emzirme:

Emzirmenin gebelikten koruyucu etkisi bebeğin emmesinin refleks yolla hipofiz bezinden ovulasyonu baskılayıcı prolaktin hormonu salgısını artırmasından kaynaklanır. Normalde süt üretiminden sorumlu olan prolaktin hormonu kanda belli bir seviyenin üzerinde seyrettikçe ovulasyon baskılanmaya devam eder. Hipofiz bezinden salgılanan miktar direkt olarak bebeğin günlük emme süresi ile ilgili olduğundan bebeğin yalnızca anne sütüyle beslenmesinin hormon salgılatıcı etkisi prolaktinin en üst seviyede salgılanmasını sağlar. Emzirme ile gebelikten korunma ancak aşağıdaki koşulların hepsi yerine getirilirse gerçekleşir:

  • Bebeğin 6 aydan küçük olması
  • Annenin hiç âdet görmemesi (lekelenme dâhil),
  • Bebeğin gece ve gündüz her istedikçe (6-10 kez) ve en az dört dakika emzirilmesi
  • Bebeğin yalnızca anne sütüyle beslenmesi

Emzirmenin her koşulda gebelikten korumadığı bilinmelidir. Emzirme, usulüne uygun, sık aralıklarla yeterli süre ve miktarda yapıldığı dönemde etkili olabilmekte ancak yetersiz emziren kadınlarda ovulasyon geri dönebilmektedir. “Bu emzirme gebelikten korur.” prensibiyle hareket eden çiftlerde yeni doğum yapmış olan bir bayanın ek korunma yöntemi uygulamaması hâlinde beklenilmeyen ve istenilmeyen gebeliklerle karşılaşılması söz konusudur. Altıncı aydan itibaren henüz âdet görülmemiş, ek gıdaya başlanmamış bile olsa artık emzirmenin gebelikten koruyucu etkisine tam olarak güvenilemez ve etkin bir yöntem uygulamaya başlanmalıdır.

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir