Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi

Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi

ergenekon destanı nedir

ergenekon destanı nedir

Ergenekon Destanı, Göktürk destanlarından biridir. Göktürklerin dört yüzyıl kalıp çoğaldıkları re maden işledikleri, dağlarla çevrili, kutlu toprak. Göktürklerin bu destanı, tarihten önceki çağlarda yapılan egemenlik savaşların! anlatır Ergene dağ beli, kon da konak anlamındadır Bu destanın Yazıı’a geçilişi XIII. Yüzyıl Moğol tarihçisi Reyidilddin tarafından olmuştur. Oğuz Destanı ‘nın bir parçası olarak kabul edilen bu destan, çeşitli dönemlerde çeşitli biçimlere girmiştir. Aslının manzum olduğu, eski büyük Türk de,tanulın özeti olarak yazıya geçtiği bilinmektedir. Özi Türk illerinde Göktürk oku ötmeyen, Göktürk kolu Netmenren yer yoktu. Bütün kavimler birleşerek Göktürklerden öç almaya yürüdüler. Türkler çadırları- nı. sürülerini bir yere topladılar, çevresinde hendekler kazdılar, beklediler. Düşman geldi. Vuruş başladı. On gün boyunca vuruştular. Vuruşmanın sonunda Göktürkler üstün geldi. Bir gün av yerinde bütün illerin hanları ve beyleri toplanıp konuştular. “Göktürklere hile yapmazsak işimiz yaman olur.” dediler. Ertesi gün şinyle bir hileye başvurdular: Tan ağarırken baskına uğramış asker gibi yükleri, işe yaramayan hay, anları bırakarak kaçtılar. Göktürkler “Bunların savaşma gücü kalmadı da ondan kaçıyorlar.” diye arkalarından varil” yetiştiler. Düşmanlar, Göktürkleri görünce birden geri döndüler, saf tuttular, galip geldiler. Bütün Göktürklerin çadır% bir yerde olduğundan bunları ve mallarının hepsini zam ettiler, bir aile hile kurtulamadı. Büyüklerin hepsini kılı ‘can adında bir de yeğeni vardı. Kayı ile yaşıttı, o da aynı yıl evlenmişti. İkisi de bir yere tutsak düşmüşlerdi. On gün sonra bir gece ikisi de kadınlarıyla beraber ata binip kaçtılar. Eski yurtlarına geldiler. Düşmandan kaçıp gelen birçok deve, at, sığır, koyun buldular. “Yurdumuza varalım desek dört taraftaki iller hep bize düşman. En iyisi dağlar arasında kimsenin yolu düşmeyecek bir yer bulalım.” deyip sürülerini dağa doğru sürdüler. Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. O yol öyle bir yoldu ki bir at veya deve bin güçlükle yürüyebilirdi. … Orada akarsular, çeşmeler, türlü otlar, türlü türlü aylar vardı. Orasını görünce Tanrı’ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler, yazın sütünü içtiler, derilerini giydiler, o yere Ergenekon adını verdiler.  Ergenekon’da dört yüzyıldan çok oturduktan sonra hayvanları, nüfusları o kadar çoğaldı ki artık sığışamaz oldular. Çare bulmak için kurultay toplandı. Dediler ki: “Atalarımızdan işittik, Ergenekon’un dışında geniş yerler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz eskiden oralarda imiş. Düşmanlar, güç birliği yapıp yurdumuzu almışlar, insanlarımızı kırıp geçirmişler. Tanrıya şükür, biz şimdi o halde değiliz ki düşmandan korkup da dağda kapanıp oturalım. Dağın arasından yol arayıp bulalım, göçüp çıkalım. Bize dost olanlarla görüşelim, düşman olanlarla savaşalım.” Herkes bu düşünceyi doğru buldu. Han’ın oğulları çoktu ama savaşta ölmüşlerdi. Ancak Kayı adında bir küçük oğlu kalmıştı, o yıl yeni evlendirmişti. İl Han’ın “Dokuz Oğuz” adında bir de yeğeni vardı. Kayı ile yaşıttı, o da aynı yıl evlenmişti. İkisi de bir yere tutsak düşmüşlerdi. On gün sonra bir gece ikisi de kadınlarıyla beraber ata binip kaçtılar. Eski yurtlarına geldiler. Düşmandan kaçıp gelen birçok deve, at, sığır, koyun buldular. “Yurdumuza varalım desek dört taraftaki iller hep bize düşman. En iyisi dağlar arasında kimsenin yolu düşmeyecek bir yer bulalım.” deyip sürülerini dağa doğru sürdüler. Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. O yol öyle bir yoldu ki bir at veya deve bin güçlükle yürüyebilirdi. … Orada akarsular, çeşmeler, türlü otlar, türlü türlü aylar vardı. Orasını görünce Tanrı’ya şükrettiler. Hayvanlarımın kışın etini yediler, yazın sütünü içtiler, derilerini giydiler, o yere Ergenekon adını verdiler. Ergenekon’da dört yüzyıldan çok oturduktan sonra hayvanları, nüfusları o kadar çoğaldı ki artık sığışamaz oldular. Çare bulmak için kurultay toplandı. Dediler ki: “Atalarımızdan işittik, Ergenekon’un dışında geniş yerler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz eskiden oralarda imiş. Düşmanlar, güç birliği yapıp yurdumuzu almışlar, insanlarımızı kırıp geçirmişler. Tanrıya şükür, biz şimdi o halde değiliz ki düşmandan korkup da dağda kapanıp oturalım. Dağın arasından yol arayıp bulalım, göçüp çıkalım. Bize dost olanlarla görüşelim, düşman olanlarla savaşalım.” Herkes bu düşünceyi doğru buldu.

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir