Kayseri Tarihi Hakkında Bilgi

Kayseri Tarihi Hakkında Bilgi

kayseri tarihi

kayseri tarihi

Kümbetleri, kervansarayları, camileri, mescidiyle Kayseri eski bir şehirdir. Sokakları, caddeleri de öyle. Kayseri’ye girince yedi yüz yıl öteye gidiyorsun elinde olmadan. Selçuk Devrine, ta Bizans Devrine gidiyorsun. Bizans o kadar değil de Selçuk’un havası öylesine sinmiş ki Kayseri’ye, daha asırlar geçse de çıkmayacağa benziyor. Şu dört yıl içinde Kayseri bambaşka bir Kayseri oldu. Evler, apartmanlar, hanlar, oteller yapıldı. Caddeler açıldı. Şöyle uzaktan bakınca eski Kayseriyi tanıyamaz gibisin… Bütün bunlara rağmen, derinine inince Kayseri gene eski, Selçuklu Kayseri… Bana öyle gelir ki Kayseriyi tüm yıksalar da yeniden kursalar, bu hava, bu Selçuklu hava Kayseri’den gitmeyecek. Belki dünyadaki dağların en güzeli, en  nazlısı Erciyes. Öyle ne heybeti ne haşmeti var. Gökyüzüne çakılmış gibi, süt beyaz, ışıltılı,  bazı dumana batmış, bazı mor, bazı şafakta bir yanı kızarmış. Her zaman da başında dumanı. Pare pare bir bulut. Erciyes’in batısına doğru, tam dibinde bir göl, daha doğrusu bir sazlık vardır. Vang vang Gölü diyorlar adına. Adı da ne güzel yakışmış.

Gerçekten ıpıssız bir göl. Boş su kabağı gibi rüzgarda ötüyor. Erciyes, elle yapılmış da oraya, Kayseri’nin tepesine öyle yerleştirilmiş gibi. Belki bu Selçuk havası Erciyestten geliyor. Belki de Erciyes’i Selçuklular yapıp oraya Kayseri abidesi diye dikmişlerdir. Bir Selçuklu usta oturmuş Erciyes’in başına, yıllar yılı çekiciyle keskileriyle Erciyes bir kayadan yontmuş, oraya götürüp şan olsun diye dikmiştir. Erciyes’in resmini Halit Doral yapar, türküsünü Talaşlılar, Hacılarlılar çağırır. Halit Doral, Kayseri Müzesinin müdürüdür. Akademiden çıkmış bir ressamdır. Yıllardan beri Kayseri’dedir. Yıllardan beri de hep Erciyes resmi yapar. Türlü türlü… Erciyes’in tadı tuzu Halit Doral’ın resimlerindedir. Halit Doral, yıllar yılı o kadar çok Erciyes resmi yapmıştır ki kendisi de sayısını unutmuştur. Değerli bir ressam arkadaşım derdi ki “Halit Doral üstüne Erciyeş çizen, belki de bir daha gelmez.

** Şu Halit Doral, bir Erciyeş sergisi açsa da cümle alem görse hünerini. Selçuklu Kayseri’nin sanat abideleri daha öyle güzelcene duruyor. Oya gibi işlenmiş. Döner Kümbet duruyor, Honat Hatun Türbesi, Camisi öyle, hele türbe daha dünkü gibi duruyor. Ve Kayserili, şehri ile övünüyor. Kayseri’ye her gidişimde Döner Kümbeti görmeye giderim. Şöyle dur bak Dönere, parmağın ağzında kalsın. Yapan ne usta yapmış! Döner’in de her güzel şey gibi eser, yer, toprak gibi güzel hikayeleri, efsaneleri var. Ne kadar efsane yaparlarsa yapsınlar, yakışır Döner Kümbete. Döner Kümbet, haftanın yedinci günü, gece sabaha kadar ermiş. Kayseri’de hemen hemen herkes görmüş gibi bu dönmeyi. Döner, ala şafakta olduğu gibi dururmuş. Sonra, söylediklerine bakılırsa istediklerinde Döner Kümbeti yerinden alıp başka yerlere götürürlermiş. Sonra yerine geri kollarmış.

Kerem ile Aslı hikayesi, rivayete göre Kayseri’de son bulur. Kerem hikayesini hemen hemen bilmeyen yok gibi. Aslı bir keşiş kızı. Kerem bir Türk beyinin oğlu…

Birbirlerine aşıklar. Keşiş, kızı vermemek için bir gece evini barkım yükler, düşer yollara. Kerem de arkasından…

Sora sora… Dağlara, ağaçlara, kuşlara, yolculara sora sora düşer yollara. Arada kıza rastlar, kaçırır… En sonunda duyar ki keşiş gelmiş Kayseri’de mekan tutmuş.

Karısı dişçilik yapıyor, hayatlarını böylece kazanıyorlar. Kerem nasıl girecek evlerine? En iyi usul diş ağrısı bahanesi. Bunun üstüne Kerem başını gözünü sarar, oturdukları evi sorar, bulur. Varır eve. Diş çektireceğini söyler. Onlar Kerem’i tanımazlar.

Ana, Kerem’in dişini çekmek için ker-peteni ağzına sokan Diş sağlam diş, çıkmaz. Yardım için kızını görür. Kız Kerem’in başını tutar, dizlerine kor. Böylelikle ana, ilk dişi çeker. Fakat Kerem’in başı sevgilisinin dizinde, ayrılamaz. Bir dişini daha çektirir. O da biter… Çekip gitmesi gerektir.

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir