Lozan Konferansı

Lozan Konferansı

 

İsmet Paşa’nın başkanlığındaki Türk heyeti ile Lozan Konferansı görüşmeleri 23 Nisan 1923’te başlamıştır. Oluşturulan komisyonların başkanlıklarına İngiltere, Fransa ve İtalya’nın temsilcileri getirilmiştir. Bu konferansta Türk heyeti ve İhtilaf devletleri, daha çok Musul Vilayetinin durumu, Osmanlı Devleti’nin borçları, kapitülasyonlar, azınlıklar, savaş tazminatı ve işgal altındaki Türk topraklarının boşaltılması konuları üzerinde durulmuştur. Heyetler arası yapılan tüm görüşmelerin neticesinde 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla sonuçlanmıştır. Lozan Antlaşması II. TBMM tarafından 23 Ağustos 1923’te onaylanmıştır. Bu antlaşma 5 bölüm ve 143 maddeden oluşmuştur.

Lozan Konferansı’nda anlaşmaya varılan bazı maddeleri şöyle sıralamak mümkündür.

-Kapitülasyonlar: Kapitülasyonlar Lozan Antlaşmasıyla kaldırılmıştır. Sadece gerekli şartların tamamlamasına kadar ticari kapitülasyonların 5 yıl fiilen devam etmesi yönünde karar alınmıştır.

-Borçlar: Osmanlı Devleti’nin borçları, Türkiye ve Osmanlı topraklarından kopan ve yeni kurulan devletler tarafından ödenecekti. Türkiye, muhatap devletlerle yapacağı ikili görüşmelerle borçlarının ne şekilde ödeneceği konusunu belirleyecekti. Türkiye 1933 yılında ödemeye başladığı borçlarını, ancak 1954’e gelindiğinde bitirebilmiştir.

-Azınlıklar: Lozan Antlaşması azınlıkları sadece Türk vatandaşı olan gayrımüslimlerle sınırlandırılmıştır. Böylece azınlık tanımı din esaslı olarak tarif edilmiş ve belirlenmiştir. Yine azınlık hukuku Türk vatandaşlığının sahip olduğu haklarla sınırlandırılmışlardır. Diğer taraftan Türk heyeti Rum Patrikhanesi’nin Türkiye dışına çıkarılmasını istemekteydi. Ancak siyasal niteliği ve yönetim yetkilerinden yoksun bırakılması ve sadece dini kurum sayılması şartıyla İstanbul’da kalmasına karar verilmiştir.

-Mübadele: Lozan Konferansı’nda Türkiyeli Rumlarla ilgili ayrı bir düzenleme yapılmıştır. Yunanistan’da yaşayan Türklerle, Türkiye’de yaşayan Rumlar mübadele kapsamına alınarak, yer değiştirmeleri hükme bağlanmıştır. Ancak bazı bölgeler için mübadele uygulanmamıştır. Etabli (yerleşmiş) sayılan İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler bu mübadeleden hariç tutulmuştur.

-Savaş Tazminatı: Konferans görüşmelerinde İtilaf Devletleri, Türk Devleti’nden savaş tazminatı istemiş, ancak Türk Devleti Yunan ordusunun yıkıma neden olduğu gerekçesiyle İtilaf Güçlerinin isteğini reddetmiştir. Sonuçta Yunanlı delegelerin karşı çıkmasına rağmen Edirne’ye yakın Karaağaç ve çevresi Yunanistan tarafından Türkiye’ye savaş tazminatı olarak verilmiştir.

Türkiye sınırlarını bir taraftan topraklarını miras aldığı Osmanlı Devleti’nden kalan antlaşmalara dayandırmış ve İran sınırı 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması, Bulgaristan sınırı 1913 İstanbul ve 1915 Osmanlı-Bulgar sınır antlaşmaları çerçevesinde belirlenmişti. Diğer taraftan Suriye, Irak, Yunanistan ve Kafkasya sınırlarını meşru müdafaa hakkını kullanarak zorla, mücadele ile elde ettiği başarıya paralel olarak uluslararası antlaşmalarla kesinleştirmiştir. Daha doğrusu bu sınırlar güçle, savaşla elde edilebilen sınırları ihtiva etmiştir. Bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının büyük bir kısmı meşru müdafaaya dayanarak çizilmiştir. Aslında sınırların temel belirleyicisi Misak-ı Millî belgesidir. Bu belge Anadolu Hareketi’nin çabaları sonucu toplanan ve 1920’de (Ocak-Mart) faaliyet sürdüren son Osmanlı Parlamentosu (Meclis-i Mebusan) tarafından kabul edilmiştir.

Misak-ı Millî hemen hemen bugünkü Türkiye’nin sınırlarını belirlemiştir. -İstanbul ve Boğazların Boşaltılması: Boğazların statüsü Lozan Antlaşması ile aynı gün imzalanan Boğazlar Mukavelesi ile belirlenmiştir. Lozan Antlaşması ilgili devletlerin parlamentoları tarafından kabul edildikten sonra, İtilaf Güçleri İstanbul ve Boğazlarda işgal ettikleri topraklardan ayrılacaklardı. Ayrıca yine aynı gün imzalanan İngiltere, Fransa ve İtalya ordularınca İşgal Edilen Türkiye Arazisinin Tahliyesine Dair Protokol ve Beyanname ile İtilaf Güçlerinin İstanbul’u tahliyesi ve şartları belirlenmiştir. İstanbul’un kurtuluşu bahsinde işleneceği üzere İstanbul’daki işgal 6 Ekim 1923 itibarıyla son bulmuştur. Diğer taraftan Lozan Antlaşması Türkiye ile İtilaf Devletleri arasındaki bütün sorunları çözüme kavuşturamamış, hatta antlaşma ile hükme bağlanan bazı hususlar uygulamada başarısız olduğundan tekrar görüşülmek zorunda kalınmıştır.

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir